İçeriğe geç
  • Dolar 49,3462 ▲ %0,18
  • Euro 55,2343 ▼ %0,29
  • Sterlin 65,2606 ▼ %0,17
  • Gram Altın 6.635,41 ▲ %1,36
  • Çeyrek Altın 10.816,51 ▲ %1,07
  • Gümüş 96,47 ▲ %2,88
  • Bitcoin 4.087.664 ▲ %0,83
  • BIST 100 12.267,31 ▲ %0,44

Kayseri Rehber

Kayseri'nin Adı Nereden Geliyor? Binlerce Yıllık Tarih ve Kuruluş Öyküsü

Görsel: Ccapan / Wikimedia Commons, CC BY 3.0

Kayseri'nin adı, Roma'dan Osmanlı'ya uzanan bir unvanın izlerini taşıyor. İlk adı Mazaka olan şehir, Kültepe'den Selçuklu'ya uzanan zengin bir geçmişe sahip.

Kayseri, İç Anadolu'nun güneydoğusunda, deniz seviyesinden 1.054 metre yükseklikte kurulu bir şehir. Doğal ve tarihî anayolların kesiştiği bu coğrafya, Erken Tunç Çağı'ndan bu yana önemli bir yerleşim merkezi olmuş. Beş bin yılı aşkın süredir Asurlular, Hititler, Kilikya Krallığı, Persler, Kapadokya Krallığı, Roma, Bizans, Anadolu Selçukluları, Beylikler ve Osmanlı Devleti'ne ev sahipliği yapmış. Bu uzun tarih, şehrin adına ve dokusuna silinmez izler bırakmış.

Kültepe'den Mazaka'ya: İlk Yerleşimler

Kayseri'nin bilinen ilk yerleşim alanı, şehrin 20 kilometre kuzeydoğusundaki Kültepe (Kaniş/Karum) Höyüğü'dür. Anadolu'nun en eski yazılı kaynaklarının bulunduğu bu merkez, M.Ö. 3 binden Roma Dönemi'ne kadar önemini korumuş. Mezopotamya'nın kuzeyine yerleşen Asurlular, Anadolu'da Karum adını verdikleri büyük ticaret kolonileri kurmuş. Kültepe Kaniş Karumu, diğerlerini denetimi altında tutan ve doğrudan Asur'a bağlı büyük bir merkez olmuş.

Kültepe'nin ilk sakinleri Asurlulardan sonra bölge, M.Ö. 1800 civarında Hititlerin hâkimiyetine geçmiş. Hitit İmparatorluğu, M.Ö. 1200'lü yıllarda Anadolu'ya giren deniz kavimleri göçüyle yıkılmış. Bu tarihten itibaren Geç Hitit Şehir Devletleri kurulmuş; bunlardan Tabal Krallığı, Kayseri sınırları içinde yer almış. Akkışla ilçesinin Kululu mahallesindeki kalıntılar, bu krallığın başkenti olabileceğini gösteriyor. Trakya'dan Anadolu'ya göç eden Frigler, Kral Midas döneminde Gordion'u başkent edinerek Orta Anadolu'yu egemenlikleri altına almış.

Doğudan gelen Kimmerler, M.Ö. 690 yılında Gordion ile birlikte Kaniş'i de ele geçirip tahrip etmiş. Bu durum Kaniş'in önemini kaybetmesine neden olmuş. Bu dönemde, bölgenin kutsal dağı kabul edilen Erciyes'in (Argaios) kuzey eteğindeki yeni yerleşim yeri Mazaka ön plana çıkmaya başlamış. Kayseri'nin ilk adı kabul edilen Mazaka'ya, Roma devrinde imparator şehri anlamına gelen Kaisareia adı verilmiş. Bu isim; Araplarca Kaysariya, Anadolu'yu fetheden Türklerce Kayseriye ve nihayet Cumhuriyet dönemiyle birlikte Kayseri şeklini almış.

Roma'dan Bizans'a: İmparator Şehri

Kimmer egemenliği uzun sürmemiş, Lidyalılar tarafından Anadolu'dan atılmışlar. Mazaka, devrin önemli ticaret merkezi olarak yeni bir döneme girmiş. Kızılırmak, Lidyalılar ve Medler arasında sınır olmuş; Kapadokya Kralı bağımsızlığını ilan etmiş. M.S. 17'ye kadar 349 sene hüküm süren bu krallığın başkenti Mazaka olmuş. Kapadokya Krallığı; bugünkü Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Kayseri, Malatya, Ankara'nın doğusu, Yozgat ve Sivas'ın güneyi ile Adana'nın kuzey bölümünü içine alıyormuş.

M.S. 395'te Roma İmparatorluğu ikiye bölününce bu bölge, Anadolu'nun diğer bölgeleri gibi Doğu Roma (Bizans)'nın payına düşmüş. Hristiyanlık yayılırken Kayseri, bu dinin en büyük merkezlerinden biri olmuş. Romalılar, Hristiyanlığı resmi din ilan etmeden önce bu dine inananlara zulmediyormuş; o dönemde pek çok Hristiyan Kayseri ve civardaki illere sığınmış. Şehirde pek çok oyma kilise bulunuyor. M.S. 6. asırda İmparator I. Justinianus, Kayseri'yi surlarla çevirmiş ve bazı imar faaliyetlerinde bulunmuş. Emevîler zamanında 690, 726, 729 ve 732'de İslam orduları Kayseri'yi dört defa fethetmiş; fakat yerleşim yeniden Bizans'ın eline geçmiş.

Selçuklu ve Beylikler Dönemi: Türk Hâkimiyeti

Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan'ın 1071'de Malazgirt'te Bizans ordularını yenmesiyle Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış. Bu tarihten 15 sene sonra, 1085'te Kayseri bir Türk ve Müslüman şehri olmuş. Melikşah tarafından görevlendirilen Danişmentli Melik Ahmet, Sivas, Tokat, Amasya, Çorum ve Kayseri'yi de içine alan bölgede Danişmentli Beyliği'ni kurmuş. Emir Mehmet zamanında Kayseri, Danişmentlilerin merkezi olmuş. Kayseri, özellikle Selçuklu Sultanı I. Alaaddin zamanında Türkiye Selçuklu Devleti'nin Konya ve Sivas'la beraber üç baş şehrinden birisi olmuş. Bu dönemde yapılan cami, han, medrese, hamam ve çeşmelerle Kayseri kısa sürede tam bir İslam şehri kimliği kazanmış.

Selçuklu ordusunun 1243'te Kösedağ Savaşı ile Moğol ordusuna yenilmesiyle Moğol hâkimiyeti başlamış. Gönderdikleri valilerle Anadolu'yu denetleyen Moğollar, hüküm sürdükleri 150 yıl boyunca Kayseri ve Anadolu'nun bütün maddi ve manevi kaynaklarını yağmalamış. Moğol sömürüsü altında ezilen Selçuklu Devleti gücünü kaybederken, II. Mesud'dan sonra dağılarak yerini beyliklere bırakmış. Bir Moğol birliğinin komutanı olan Alattin Eratna, Kayseri'de yönetimi ele geçirmiş. Erzurum, Erzincan, Sivas, Samsun, Ankara, Niğde ve Kayseri'yi içine alan geniş topraklar üzerinde kurulan Eretna Devleti'nin başkenti Sivas'tan Kayseri'ye taşınmış.

Eratnalılar zamanında Kayseri'de kadılık yapan Kadı Burhanettin, Sivas'ta ilan ettiği devletine Kayseri'yi de bağlamış. 15. yüzyıl başlarından itibaren Karamanoğulları'nın idaresi altına giren Kayseri, Karamanoğulları, Osmanlı ve Dulkadiroğulları arasında pek çok kez el değiştirmiş. Nihayet 1463 yılında Fatih Sultan Mehmet şehri Karamanoğulları'ndan alarak kesin olarak Osmanlı Devleti'ne bağlamış.

Osmanlı'dan Cumhuriyet'e: Modern Kayseri

Kayseri, Osmanlı idaresine geçtikten sonra hiç savaş vermemiş. 1476'dan itibaren Karaman eyaletine, 1839'dan itibaren Bozok eyaletine bağlı bir sancak merkezi olmuş; 1867'de bağımsız bir sancak merkezi olarak Osmanlı idari taksimatında yerini almış. Yavuz Sultan Selim Han 1515'te Kayseri'yi Osmanlı Devleti'ne katınca Karaman (Konya) eyaletinin yedi sancağından birinin merkezi olmuş. 1830'da yapılan nüfus sayımında Kayseri'nin hane sayısının 7.693 olduğu, nüfus sayısının ise 21.005 ile 26.000 arasında olduğu kaynaklarda belirtilmiştir. Tanzimat'tan sonra Ankara Vilayeti'nin beş sancağından biri olmuş, üç kazası varmış. Cumhuriyet devrinde bütün sancaklara vilayet-il denilince Kayseri vilâyet olmuş ve Kaysarîye ismi Kayseri'ye çevrilmiş.

Cumhuriyet döneminde 1924'te yapılan yeni Anayasa ile Kayseri vilayet yapılmış. Bilinen en eski dönemlerden beri ticaret merkezi olan Kayseri'de devletin öncülüğünde sanayileşme başlatılmış. Şehirde Sümerbank Dokuma Fabrikası, Tayyare Fabrikası, Anatamir Bakır Fabrikası ve Askeri Dikim Evi kurulmuş. 1950'den sonra Kayserili ticaretten sağladığı tasarruflarını sanayiye dönüştürmeye başlamış. 1988'de çıkarılan 3508 sayılı Kanun ile büyükşehir unvanı kazanmış; 2004 ve 2012'de çıkarılan kanunlarla büyükşehir sınırları il mülki sınırlarına genişlemiş.

Kayseri, bugün sanayisi, şehirciliği, sportif, sosyal ve kültürel gelişimi ve yetiştirdiği siyaset ve devlet adamlarıyla Türkiye'nin en dikkat çeken şehirlerinden birisi. Binlerce yıllık geçmişi, adını taşıyan imparatorluklardan aldığı mirasla yoğrulmuş; her dönemde önemini koruyan bir kent olmayı başarmış.

Kaynak: kayseri.ktb.gov.tr, tr.wikipedia.org
Görsel: Ccapan, Wikimedia Commons, CC BY 3.0

THA - TürkAta Haber Ajansı

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…